Türkçü Turancı Turania.Net & Com Turan Ulusları Turan Forumu - Turanian Nations' Turan Forum

Go Back   Türkçü Turancı Turania.Net & Com Turan Ulusları Turan Forumu - Turanian Nations' Turan Forum > Turania.Net & Com > KURGAN > Dergi Dağıtım

Dergi Dağıtım Aylık Dergi Sayıları Dağıtım Bölümü

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #21 (permalink)  
Alt 10. January 2011, 14:33
AĞASAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Otağ Üyesi / Forum Member
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: İstanbul-Trabzon-Turan
İletiler: 801
AĞASAR - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Türkçülüğe gönül verip bir takım çalışmalar yaparak kutlu Davamız'a katkı sağlama gayretinde olan her yapı'nın varlığı, birçok hazımsızın aksine bizleri her zaman sevindirmiştir... Ben senden iriyim, ben senden fazlayım, ben senden doğruyum diyen kolpa hıyarlardan cacık olmayacağını zaman fazlası ile bizlere ispatlamıştır...

Kimilerine yapılan en küçük bir çalışma dahi '' batmıştır ''... Bu '' batmışlığın '' verdiği heyecan ve zevk toplasan bir adam etmeyecek oğlancıkları sonsuz bir mutluluğa sevk ederken, onca kaynaktan faydalanıp kültürel ağırlıklı son derece akademik bir çalışmayı Türk Irkı'nın hizmetine sunanları sıkıntıya sokmuştur...

Varlığı göz ile ispatlanmayan her nesneye '' şey '' denir... Hangi kategoriye sınıfa koyarsanız koyun, bu tür '' şey '' ler var oldu ve hep var olacaktır...

Kurgan mı ??

Tanrı'nın izni ile e-dergi ve basılmış şekilde kâr amacı gütmeden yayınlanacaktır...
__________________
Dolunay buğusunda zifiri gökler'e yazılmış Ad'ın...
İnkâra düşen geceler gibi yok saysın varlığını bütün kâinat
Varsın mavi gün her doğanda silinsin ne çıkar ?
Ay dolanır , yüz bulanır, vakit döner, tılsımlı bir âyinde söylenir Ad'ın ;

Senin Ad'ın TÜRK !...
Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink)  
Alt 14. January 2011, 03:44
Karaton - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yönetici / Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: Schytia
İletiler: 1.149
Standart

Çok bilinen bir hikâye vardır.
Bir ressam, henüz bitirdiği resmini kentin en işlek meydanına koymuş ve yanına da ''Yanlış bulduğunuz yerleri, lütfen belirtiniz'' yazan bir not ve insanların kullanacağı bir kalem iliştirmiş. Ertesi gün, resminin yanına gelen ressam, artık tek nokta konacak yeri dâhi kalmayan, eleştirilerle dolu bir not kâğıdı bulmuş.
Aynı ressam, aynı resmi, kentin aynı meydanına, bu olaydan birkaç gün sonra tekrar koymuş fakat bir farkla; resmin yanına, bu kez eleştiri yazılacak bir kâğıt değil; renk renk boyalar bırakmış ve notu da, şöyle değiştirmiş: ''Yanlış bulduğuz yer(ler)i, lütfen düzeltin.''

Aynı resim, aynı kentin aynı meydanında, günlerce ve aynı hâliyle öylece beklemiş.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Alıntı:
erlik Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Arkadaş kendini biraz 'farklı' ifade etmiş olabilir ama bu sözler kendisini ezik etnik döküntü yapıyorsa müslümanlık ve Türkçülük hakkında aşağı yukarı aynı görüşleri paylaşan biri olarak ben de ''ezik etnik döküntü'' oluyorum sanırım.
Onu Börü Kam söylememiş; sen söylemişsin erlik.
Ne olduğunu ve ne olmadığını, senden ve Tanrı'dan başkası bilemez.
Sırf AĞASAR'la, birkaç başlık altında ihtilâfa düştün diye, buradaki her yazıyı provake etmeye soyunduysan; hakkındaki düşüncelerimde de, belli ki yanılmışım(ki en büyük eksiğim de bu). Demek ki, zannettiğim kadar elit birisi değilmişsin.
Bir yığın soydaşınla dahi anlaşacak, dinden gayrı bir ortak nokta bulamıyorsan ve sadece din konusunda aynı şeyleri paylaştıklarınla anlaşabiliyorsan... bunu söylemek hoş değil ama Abdullah Öcalan da, din konusunda seninle aynı fikirde.

Alıntı:
AĞASAR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen ve senin gibiler ben '' DİNSİZ'in '' tekiyim diyerek caka satarsınız...
Bu nasıl oluyor, şu ''caka'' nasıl satılıyor; doğrusu anlayamıyorum zira dini övenle dine söven, aynı derecede değersizdir.

Kaldı ki ateizm; teizmin, Tanrısız hâlinden başka nedir?

İki tip eko-politik düzen düşünün.

Bu düzenlerden ilki; insanı sermayenin kölesi, metanın tutsağı, bir avuç patronun ücretli kulu kılıyor.
İnsanları birey kılma uğruna o derece yalnızlaştırıyor ve bu yalnızlığı onlara öyle güzel içselleştiriyor ki; insanlar, en zor durumlarında dahi tutacak bir başka el bulamıyor. Bireyde başlayan bu çözülme, topluma da sirâyet ediyor ve toplum; sinirleri alınmış, ulusal refleksleri itinayla köreltilmiş, komşusunun arabası yakılıp evi soyulurken dahi ses çıkarmayan bireylerden(evet, hiçbir işe yaramayan ''bireylerden'') oluşan ruhsuz bir yığına evriliyor.

İkinci düzen ise; aynı insanı, bu kez devletin kölesi yapmış. Bireyciliği ortadan kaldırmaya, insanları örgütlü hareket ettirmeye çalışmış ama bunu zerre başaramadığı gibi olan da, aslında sadece ve sadece şahsiyete olmuş. Yoksullukta eşitlik ortak paydasında zorla birleştirilmeye çalışılan insanlardan da, belki kollektif bir bilince sahip ama kendisine hayrı olmayan bir yığın meydana gelmiş.

İki düzeni savunanların da, gözlerinde gözlük varmış.
İlk sistemin müridi, kendi gözlerindeki etrafı mavi gösteren gözlüğün etkisiyle, karın mavi olduğunu; ikinci düzenin müridi de, kendisinin taktığı ve etrafı kırmızı gösteren gözlüğün etkisiyle, aynı karın, kırmızı olduğunu iddia eder dururmuş.
Halbuki iki gözlük de, aynı ''ustanın'' elinden çıkmış.


Yani bu iki tip de, aslında aynı yoz düşüncenin ikiz kardeşleridir.
Bu iki tip insanla da tartışılmaz zira bunların gözleri, partizanlıkla o denli körelmiştir ki; onlar için ya birisi vardır, ya da diğeri ve inandıkları şey ciciden daha cicidir, inanmadıkları da kakadan daha kakadır.

Kimdir bunlar?

Şimdi de, iki tip kadın düşünün.

Bu kadınlardan ilki, bir kadın olarak azıcık değerinin dahi olmadığını düşünür(yani kendisini, erkekler karşısında ''eksik'' hisseder). O, sırf bir kadın olduğundan, maça 1-0 geride başlamıştır. Bu nedenle dişiliğini ön plana çıkarmaksızın başarılı olamayacağını, arkadaş edinemeyeceğini, kendisini değerli kılamayacağını... düşünür ve iş görüşmesine dansöz kıyafetiyle gider, okulda çıplak dolaşır, bakkala dâhi makyajsız gitmez ve işin en acı tarafı, böyle davranarak, hemcinslerine en büyük hakâreti yaptığından bîhaberdir.

İkinci kadının da, ilkinden farklı bir perspektife sahip olduğu söylenemez zira ona görede kadın; kadın olarak, beş kuruşluk değer taşımaz. O da, erkeklere karşı ''doğuştan eksik'' olduğu düşüncesiyle hareket eder ve kendisinin kadınsı yönlerini, elden geldiğince törpülemeye çalışır ve bedenini mumyalar, erkek eli sıkmaz, erkek yanına oturmaz, erkekle sohbet etmez ve hatta onları(hepsinin birer potansiyel sapık olduğunu düşündüğü erkekleri) görünce, Şeytan görmüş gibi kaçar.

İkinci örnek baş kapamayı, ilk örnek de ''orayı'' açmayı kadınlara salık verir zira bunlara göre kadın, kadın olarak değersizdir. Dişilik; ya insanların gözüne sokulmalıdır, ya da sanki utanılacak bir şeymiş gibi herkesten saklanılmalıdır.

Yani bu iki tip de, aslında aynı yoz düşüncenin ikiz kardeşleridir.
Bu iki tip insanla da tartışılmaz zira bunların gözleri, saplantılarla o denli körelmiştir ki; onlar için ya birisi vardır, ya da diğeri ve inandıkları şey ciciden daha cicidir, inanmadıkları da kakadan daha kakadır.

Kimdir bunlar?

Bu kez de, iki tip felsefî ekol düşünün.

Bunlardan ikisi de; insanın ve evrenin oluşumuyla ve bunun nedenleriyle ilgili kafa yoruyor, bunlara kendince nedenler ortaya koymaya çalışıyor olsun.

İlk felsefî görüşün müridine göre insan, Yehova tarafından yaratılmıştır veya Tanrılara maden işlemek için ve yine yaratılmıştır veya daha başka türden bir hikâyeyi dillendirir bu mürid ve hayatını buna göre düzenler ve diğerlerinin de buna uymasını ister. Buna yönelik yaptırımları olduğu gibi, uymamakta direnenlere dair plânlara da sahiptir.

İkinci görüşün müridine göre de evren, ''lönk'' diye ansızın ve kendiliğinden oluşuvermiştir. Kendisinin, ''Fırat ve Dicle, Enki'nin penisinden fışkıran tohumlardan oluştu'' gibi fantastik iddiaları belki yoktur ama insanlığın varlığına yönelik bir alternatifi de yoktur(primattan türeme masalını saymazsak). Bu alternatifsizliği de, sözde bilimsel makyajlarla kapatmaya çalışır. Yeri gelir, bilimde tahrifat bile yapar ama onun da, söz konusu bu soruna dair tek yorumu, ''lönk'ten'' ibarettir. Yani aslında, çoğu kez ilk mürid kadar dahi derin düşünemez ama özellikle 1960'lardaki materyalist rüzgârın etkisiyle yakasına iliştiriverdiği ''pek bilimsellik'' etiketinin ekmeğini de, halen ve çatır çatır yer.

Yani bu iki düşünce de; bilememenin, akıl sır erdirememenin, anlayamamanın, akıl yürütememenin, idrak bir türlü edememenin... insan zihninde oluşturduğu tahribâtın, felsefî düzlemdeki yan etkilerinin ikiz yüzleridir.
Bu iki tip insanla da tartışılmaz zira bunların gözleri, dogmatizmle o denli körelmiştir ki; onlar için ya birisi vardır, ya da diğeri ve inandıkları şey ciciden daha cicidir, inanmadıkları da kakadan daha kakadır.

Peki ya bunlar kimlerdir?

Üç sorumun cevabını da, aslında herkes biliyor.

Bu altı tür insandan birisiyseniz, elimizden sizler için bir şey gelmez ve kimsenin düşüncesine/inancına karışma hakkını kendimizde bulmayız ama kendiniz hâricinde kalan bu beş gruptan bir tanesini veya birkaçını veya hepsini tiye almaya kalkarsanız; sizinle ancak dalga geçilir.

Bu gibi kişiler, bakış açılarını yargılamalıdır.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ve aylardır bir selamı sabahı dahi esirgeyen Karaton!
Efendim!
Tam sana selâm edecektim, bu iletini gördüm. **

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Şimdi ''bir şey hoşaftan ne anlar'' diyeceğim ama bu forumda seviyesizliğe müsamaha gösterilmiyor.
Aynen öyle.
Onun için... deme.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İşiniz gücünüz olabilir, bazılarının üç kağıdına gelip bölünmüş de olabilirsiniz, birileri tarafından sabote edilmiş ve sunucudan atılmış da olabilirsiniz, kaybettiğiniz zamana acıyorsunuz da olabilir, sizi çekemeyenler sizlerle dört beş senedir uğraşmaktan vazgeçmemiş de olabilirler, bazı densizlere kırgın ve kızgın da olabilirsiniz, artık millete meram anlatmaktan bıkmış da olabilirsiniz...
Sana da bir şey söylenmiyor ha!
Bunları sana söyledim ama kendimi kastetmiştim. Bunların tamamı ve hatta fazlası, benim için geçerli ama buradaki herkes adına konuşamam.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Şubatta buraya gel ve her şeye, kaldığın(bıraktığın) yerden başla.
Başladığım bir işi yarım bırakmak, hiç de âdetim değildir.
Gelmeden, sana haber veririm.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Seni sevmeyen/çekemeyen bir avuç kaskafayı değil, seven ve sayan arkadaşlarını düşün ve onlara göre şekillendir hayatını.
Bundan böyle, sadece ve sadece böyle olacak zaten.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Tonyukuk Bey, AĞASAR, Bozdağ, Cebe Noyan, Selanikli, Yükselen Kurt, Motun... Hani bu insanlar kardeşlerindi?
Hâlâ öyleler.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bıkmadın mı şu Turanian Movies konusundan?
Bıkmadım! **

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen sinematograf değil, Türkologsun.
Keşke sinematograf olsaydım.

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ve eğer bu iletime de lütfedip bir yanıt vermezsen, üyeliğimi sil çünkü bir daha bu foruma tek satır yazı dahi yazmayacağım hatta girmeyeceğim!
İyi de... Bu forum, babamın malı değil ki!
Sırf birisiyle(veya birileriyle) ters düştün diye, bunu, koskocaman bir foruma mâl etmek olur mu?!

Ayrıca, sizlerin, gönüllülük üzerinde yürüyen bu forum üzerinde hakkınız nasıl ki varsa; forumun da sizler üzerinde hakkı var.
Şu forumun, kendisine hiçbir şey vermediğini, hiçbir üye iddia edemese gerek. Ne dersin?

Forumdakilere kızabilirsiniz ama foruma küsmeye hakkınız yok!

Alıntı:
Umay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yasemin...
Yazışırken, kendi adlarımızı kullanmıyoruz ve adını bildiğimiz üyelere de, kendilerinin kullanıcı adlarıyla hitap ediyoruz.

Alıntı:
Börü Kam Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Karaton Anda!
Umay Kardeşimizin yazdıklarını, ben şahsen, çok önemsedim.

Bu çağrıya, daha doğrusu feryada, ne zaman kulak asacaksınız?

TTK.
Her türden ''feryâda'', vakit buldukça kulak astım/asacağım Değerli Börü Kam.
__________________
Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

''6 Kaan yılı, Zak ayı II Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı, 13 Şuen'e kadar devam etti. Mu kıtası felakete kurban gitti. Mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstünü sular kapladı. Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu. Felaket, 64 milyon insanın ölümüne sebep oldu.''
Mu, Zak ayının 13. cuma günü batmıştı. O günden sonra insanlar 13'ün uğursuzluğuna inandı.

Theotihuacan Palenk Mabedi Piramidi, Meksika

A calling from way down deep inside of the identity...
Alıntı ile Cevapla
  #23 (permalink)  
Alt 22. January 2011, 00:46
Otağ Üyesi / Forum Member
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
İletiler: 1
Standart

emeğe saygı
Alıntı ile Cevapla
  #24 (permalink)  
Alt 22. January 2011, 01:54
Karaton - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yönetici / Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: Schytia
İletiler: 1.149
Standart

Alıntı:
fikret2025 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
emeğe saygı
Evet ve hatta +rep.

Aramıza hoş geldiniz Sayın fikret2025!
__________________
Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

''6 Kaan yılı, Zak ayı II Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı, 13 Şuen'e kadar devam etti. Mu kıtası felakete kurban gitti. Mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstünü sular kapladı. Toprak birkaç defa havaya kalktı ve oturdu. Felaket, 64 milyon insanın ölümüne sebep oldu.''
Mu, Zak ayının 13. cuma günü batmıştı. O günden sonra insanlar 13'ün uğursuzluğuna inandı.

Theotihuacan Palenk Mabedi Piramidi, Meksika

A calling from way down deep inside of the identity...
Alıntı ile Cevapla
  #25 (permalink)  
Alt 22. January 2011, 03:03
Konuk
 
Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Turan Federasyonu
İletiler: 155
Standart

Alıntı:
fikret2025 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
emeğe saygı
Bu mudur yani yorum? **

Bu arada dergiye biraz göz gezdirdim. Kaynaksız atıp tutan dergilere benzememesi açısında çok güzel olmuş. Biraz daha görsellik katılabilir. Yine de elleriniz dert görmesin.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
2010 , kurgan , mart , sayı , yeni


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:00.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBSEO 3.0.1 Cebe Noyan
Turania.Net & Com