Türkçü Turancı Turania.Net & Com Turan Ulusları Turan Forumu - Turanian Nations' Turan Forum
  #21 (permalink)  
Alt 26. December 2009, 01:13
AĞASAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Otağ Üyesi / Forum Member
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: İstanbul-Trabzon-Turan
İletiler: 801
AĞASAR - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Alıntı:
Tonyukuk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



Bence bu yazıdaki Atsız yazılışı da doğru. Ağasar'ın eklediğide, Ağasar anda hafızanı biraz yoklarsan sağdan birinci harf kalın sesli kendi başına ''at'' sesi veriyor, ortadaki harf kalın S ve ''as'' sesi, sondaki Z ''az-ez'' sesi veriyor. Bence üç harfli olan da doğru seninki de. Tanıdık bildik tanımları, adları yazarken mutlaka sesli harfle de yönlendirme yapmamız gerekmez ama yapmayız diye de bir kural yok. Atsız adı da tanınan bir ad olduğu için kimsenin atsaz diye okumayacağı ortada
Belki de kuralcı olduğum için o şekil de düşündüm Ağabey...Kurallı alfabenin yazılışı ve okunuşu nasıl farklı ise,kuralsız yazım ve okunuşta farklı oluyor...

Benimki de yeşil ışığı kırmızı sanıp duran bir otomobil gibi olmuş...Çok kuralcıyız ya o bakımdan...Yahu iyide peşimden ne korna çalıp duruyorsunuz renk körüyüz dedik ya ...**
__________________
Dolunay buğusunda zifiri gökler'e yazılmış Ad'ın...
İnkâra düşen geceler gibi yok saysın varlığını bütün kâinat
Varsın mavi gün her doğanda silinsin ne çıkar ?
Ay dolanır , yüz bulanır, vakit döner, tılsımlı bir âyinde söylenir Ad'ın ;

Senin Ad'ın TÜRK !...
Alıntı ile Cevapla
  #22 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 01:43
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart Göktürk (Orhun) Yazısı Hakkında

Göktürk (Orhun) Yazısı Hakkında



Türklerin bilinen ilk yazılı kaynakları olan Orhun Yazıtları‘nda kullanılan Göktürk Yazısı, 7. yüzyıla kadar işlenerek temellendirilmiş ve bu dönemden sonra yazılı kaynaklarda kullanılır olmuştur. Orhun yazısının Göktürkler döneminde oluştuğu söylense de, Göktürk Yazıtları‘nda kullanılan yazı dili üzerinde yapılan dil bilimsel araştırmalar, Türk yazı dilinin Göktürklerden çok daha önceye kadar uzandığını göstermektedir. Bir yazı dilinin, Orhun Abideleri‘ndeki olgunluğa ulaşabilmesi için, uzun yıllar boyunca işlenmesi gerekmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, Orhun yazı dilinin en eski dönemlerinin milattan önceye kadar uzandığını söyleyebiliriz.

Türk yazı dilini belgelerle takip edebildiğimiz 7. yüzyıldan sonraki dönemde, Orhun yazısı 5-6 yüzyıl boyunca Türklerin yaşadığı geniş coğrafyada kullanılmıştır. Karahanlılar döneminde Uygurların oluşturduğu yeni alfabenin yaygınlaşmaya başlamasıyla, Göktürk yazısı bırakılmıştır. Bu yazının en güzel örneklerini bulduğumuz Orhun Yazıtları, bin yıldan fazla süre boyunca kendini koruyarak bugünlere ulaşmış olsa da, ancak 19. yüzyılın ortalarında keşfedilmiştir.

Göktürk alfabesindeki harfler, doğadaki nesnelerden hareketle oluşturulmuştur. Bu özelliğiyle Orhun alfabesinin, Göktürklerden binlerce yıl önce yaşayan TÜRKlerin oluşturdukları bir “resim yazısının” devamı olduğu söylenebilir. Çünkü harflerin çoğu, doğadaki veya insan tasavvurundaki nesnelere benzemektedir. Söz gelimi, “” harfi, aşağı doğru bakan bir oku göstermektedir. Bu harfin alfabedeki karşılığı da, “ok - uk” biçimindedir. Bu konu ilerleyen sayfalarda ayrıntılı olarak işlenecektir.

Göktürk yazısındaki harfler, genellikle dikey ve yatay çizgilerden oluşmaktadır. Çünkü Göktürkler, genellikle harfleri sert yüzeylere kazıyarak yazıyı oluşturuyorlardı. Bir bakıma “çivi yazısı” özelliği gösteren Orhun yazısı, ilkel yöntemlerle taşlara kazındığı hâlde oldukça estetik bir görünüme sahiptir. Göktürk yazısı, genellikle keskin çizgilere sahip olmakla birlikte, kağıt üzerine aktarılınca (Irk Bitig gibi) tarihi süreç içerisinde daha yumuşak çizgilerden oluşmaya başlamıştır.

Göktürk yazısı, bugünkü Türk yazısına tam ters biçimde sağdan sola doğru yazılmaktadır. Alfabede toplam 38 harf bulunmaktadır. Bu harflerin 30 tanesi sessiz, 4 tanesi sesli, 4 tanesi de çift seslidir. Şimdi Orhun Türkçesinin gramerini ve sözcük bilgisini bir yana bırakarak, Göktürk yazısını öğrenmeye harfleri tanımayla başlayabiliriz.
Alıntı ile Cevapla
  #23 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 01:54
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart

Göktürk Yazısında Ünsüzler



Göktürk alfabesinde 30 tane ünsüz harf bulunmaktadır. Bu harflerin 20 tanesi “kalınlık - incelik” durumuna göre değişmektedir. Geriye kalan 10 harfin de, 5 tanesi bütün ünlülerle kullanılan harflerden; 5 tanesi ise çift ünsüzü karşılayan harflerden oluşmaktadır.

Kalınlık - incelik uyumuna göre değişen ünsüzlerin kullanımı, şu şekildedir:Göktürk alfabesinde ünsüzlerin kalınlık - incelik uyumu, günümüzdeki büyük ünlü uyumu le bağlantılıdır. Eğer bir sözcüğün ilk hecesinde “kalın” bir ünlü var ise, yazıda o hecedeki ünsüzün “kalın” biçimi kullanılır. Eğer ilk hecedeki ünlü “ince” ise, o hecede kullanılan ünsüzün de “ince” biçimi kullanılır. Örneğin “budun” sözcüğü Göktürk yazısı ile “” biçiminde yazılmaktadır. Dikkat edilirse “budun” sözcüğünün ilk hecesinde “u” ünlüsü bulunmaktadır. “U” sesi kalın bir ünlü olduğu için, onunla aynı hecede bulunan “b” sesinin de “kalın” biçiminin () kullanılması gerekmektedir.
Uyumu başka bir örnek ile açıklayalım: “Tigin” sözcüğü Eski Türkçede “” biçiminde yazılmaktadır. Bu sözcüğün ilk hecesinde bir ince ünlü olan “i” ünlüsü bulunmaktadır. Bunun için o hecedeki “t” ünsüzünün de “ince” biçimi olan “” harfi kullanılmalıdır.

Şimdi Eski Türkçedeki ünsüzlerde görülen kalınlık - incelik uyumunu bir genelleme yaparak tanımlayalım: Eğer bir sözcüğün ilk hecesinde “kalın” ünlü (a, ı, o, u) varsa, o hecedeki ünsüz de “kalın“; eğer ilk hecede “ince” ünlü (e, i, ö, ü) varsa o hecedeki ünsüz de “ince” biçimiyle kullanılmalıdır. Elbette bu kural, yalnızca kalınlık - incelik uyumuna dahil olan 20 ünsüz için geçerlidir. Zira “m” sesini karşılayan “” harfinin kalın veya ince biçimi yoktur.

Bütün ünlülerle kullanılan ünsüzler, içinde “ç, m, p, ş, z” seslerinin bulunduğu herhangi bir sözcüğün içinde kullanılabilirler. Örneğin “ressam” anlamına gelen “bedizçi” sözcüğündeki “ç” sesini karşılayan “” harfi ve “z” sesini karşılayan “z” harfi, kendisinden sonraki ve önceki ünlünün kalın veya ince oluşundan bağımsız olarak “” biçiminde kullanılmaktadır. Aynı şekilde bugün “gümüş” biçiminde kullanılan “kümüş” sözcüğünün “” biçimindeki yazımında “m” sesini karşılayan “” harfi ile “ş” sesini karşılayan “” harfinin ünlülerin durumundan bağımsız olarak kullanıldıkları görülebilir.

Kalınlık - incelik uyumuna göre değişen ünsüzlerin ve bütün ünlülerle kullanılanların dışında, çift ünsüzden oluşan “” [ny], “” [ld - lt], “I” [nç], “” [nt] ve “” [ng] harfleri bulunmaktadır. Bu harfler, içinde bu çift ünsüzlerden bulunan sözcüklerde kullanılırlar. Örneğin “erinç” sözcüğünü, sondaki “nç” sesini, “” harfiyle karşılayarak “” biçiminde yazabiliriz. Bu sözcüğü “” biçiminde de yazmayı düşünebiliriz; fakat burada “nç” sesi için “” ve “” harflerini kullanmak yerine, tek “” harfini kullanmak daha mantıklı ve kurallı olacaktır.


Göktürk yazısında ünlüler



Göktürk alfabesindeki ünsüz harfleri ve kullanımlarını gördükten sonra, ünlülerin nasıl kullanıldıklarına bakabiliriz. Göktürk alfabesinde toplam 4 tane ünlü vardır. Bugün Türkçede kullandığımız 8 ünlü, Göktürk alfabesinde 4 harf ile gösterilmektedir. “A” ve “E” ünlülerini “” harfi; “I” ve “İ” ünlülerini “i” harfi; “O” ve “U” ünlülerini “” harfi; “Ö” ve “Ü” ünlülerini ise “” harfi göstermektedir. Yandaki tablonun en altında gördüğünüz sonuncu harf ise, “kapalı e” sesini belirtmek için kullanılan “” harfidir. Bu harf, Orhun yazıtları‘nda geçmemekle birlikte Yenisey Yazıtları’nda birkaç sözcükte kullanıldığı için,Göktürk yazısındaki ünlüler arasında sıralanmıştır.
Göktürk alfabesinde ünlülerin sayısı oldukça azdır; fakat bu ünsüzlerin çokluğuyla telafi edilmiştir ve bu durum yazıda genellikle soruna yol açmamaktadır. Tabloda görülen ilk iki ünlü harf olan “” [a, e] ve “” [ı, i], sözcükler içindeki ünsüzlerin kalınlık - incelik durumlarına göre rahatlıkla ayırt edilebilmektedir. Çünkü bu harflerin kullanıldığı sözcük, eğer kalın ünsüzlerle yazılmışsa, kalın olan ünlüyü; ince ünlülerle yazılmışsa, ince olan ünlüyü seçmemiz gerekmektedir. Örneğin: “taşra” sözcüğü “” biçiminde yazılmaktadır. Sözcüğün yazımına dikkat edilirse, başta “kalın” bir ünsüzün kullanıldığı görülecektir. Bu bize, kalın ünsüzden sonra gelecek ünlülerin de kalın biçiminin kullanılacağına işaret etmektedir. Sözcüğün sonundaki “” ünlüsü, “a” ve “e” seslerini karşılamaktadır. Bu durumda sözcük kalın ünsüzlerden oluştuğu için, sondaki ünlünün de “a” sesini karşıladığını anlayabiliriz.


Farklı bir örneğe bakacak olursak: “bilig” sözcüğünü, Orhun yazısıyla “” biçiminde yazarız. Sözcüğün sağ baştaki ilk harfine bakacak olursak, “b” harfinin “ince” biçiminin kullanıldığını görürüz. Bu bize, bu harften sonra gelecek ünlünün de “ince” olacağını düşündürmelidir. Sondaki harf, yine “g” harfinin “ince” biçimidir. Demek ki tezimiz doğru yürümekte ve bir sözcüğün ilk hecesinde hangi türden ünsüz varsa, sonra gelenler de o türden olmaktadır. O hâlde, iki ince ünsüzün arasında kalan ve “I” ile “İ” seslerini karşılayan “i” ünlüsünün, “ince” biçimi olan “i” sesini seçmemiz gerekmektedir.

İlk iki sesli harfi, kalınlık - inceliğe göre okumak oldukça kolaydır. Fakat “” [o, u] ve “” [ö, ü] ünlülerini bu biçimde okumak olanaksızdır. Çünkü bu iki harfin karşıladığı iki ses de, kalın veya incedir. Şöyle ki: “” harfinin karşıladığı iki ünlü de “kalın“dır. Bu durumda ünsüzlerin durumlarına bakarak “” harfinin karşıladığı seslerden birini seçmemiz olanaksızdır. Örneğin: “bung” sözcüğü, “” biçiminde yazılmaktadır. Sözcüğün sağındaki ilk harften başlarsak, “b” harfinin “kalın” biçiminin kullanıldığını görürüz. Bu durumda ortadaki ünlü de “kalın” olmak zorundadır. Fakat “” harfinin karşıladığı “o” ve “u” ünlülerinin ikisi de “kalın” olduğu için, hangisini seçeceğimizi bilemeyiz. Bu durumda bu sözcüğü “bong” olarak da okuyabiliriz; “bung” olarak da… Böylesi sözcüklerin okunması, genellikle sorunlu olmuştur. Bazı Türklük bilimcilerin “Kül-Tigin” biçiminde okudukları adı, bazıları “Köl-Tigin“; bazılarının “Tonyukuk” diye okudukları adı, bazıları “Tunyukuk” diye okumuşlardır. Göktürkçedeki “a” ile “e” ünlülerini birbirinden ayıran düzenli yapının, “u” ile “o” veya “ü” ile “ö” ünlülerini birbirinden ayıramayışının nedeni, bu ünlülerin sesletimi (telaffuzu) arasındaki farkın hissedilmeyecek kadar az olmasıyla açıklanabilir. Bunun için böyle sözcükleri okurken, anlamlı olduğunu düşündüğünüz en doğru biçimiyle seslendirmemiz gerekmektedir.
Alıntı ile Cevapla
  #24 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 01:56
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart

Göktürk Yazısında Yazım (İmlâ)



Göktürk yazısı, oldukça düzenli ve gelişmiş bir yapıya sahiptir. Sözcüklerin oluşturulması, kullanılacak harflerin sıralanışını düzenleyen belli uyumlarla sistemli hâle getirilmiştir. Göktürk yazısına sistemli bir yapı kazandıran belli başlı yazım kuralları, aşağıda maddeler hâlinde sıralanmıştır.

1.
Sözcük sonundaki ünlüler, her durumda gösterilmek zorundadır. Örneğin “bu kadar” anlamındaki “bunça” sözcüğü, “
” biçiminde yazılmaktadır. Sözcüğün son sesini karşılayan “” harfi, genellikle ilk hecelerde yazılmasa da son hecede kullanılmak zorundadır. Bu durum bütün ünlülerde geçerlidir. ““ (yigirmi), ““ (birle), ““ (edgü), ““ (bunta) ve ““ (Tengri) sözcüklerinde, son sesi karşılayan tüm harflerin kullanıldığı görülmektedir.

2.
İlk ve orta hecede “” harfinin karşıladığı “a - e” ünlüsü genellikle kullanılmaz. Bunun nedeni, kullanılan ünsüz harflerin çoğunun zaten “a” veya “e” sesini içeriyor olmasıdır. Örneğin “Tengri” sözcüğü Eski Türkçede “” biçiminde yazılmaktadır. Bu sözcüğün ilk hecesinde bir ince ünlü olan “e” ünlüsü bulunduğu hâlde, bu ünlü yazıda gösterilmemektedir. Bu durum, “t” ünlüsünün “ince” okutması nedeniyle karışıklığa neden olmamaktadır. “(altun), “ (Umay), “ (kagan), “ (men)… gibi örneklerde de ilk veya orta hecede bulunan “a - e” ünlülerinin gösterilmediğini görebiliriz.
Bazı sözcüklerde ilk veya orta hecedeki “a” ünlüsünün gösterildiğini görebiliriz. Bu yazım, bu sözcüklerdeki “a” ünlüsünün uzun olduğunu gösterir. Örneğin; “isim” anlamına gelen “” (aat) sözcüğüyle “duvar” anlamına gelen “” (taam) sözcüklerinde “” harfinin “at - ta” sesini karşılamasına rağmen, uzun ünlüyü belirtmek için “” harfinin de kullanıldığı görülmektedir.

3.
Bir sözcüğün art arda gelen iki hecesinde aynı ünlü varsa, bunların yalnızca bir tanesi (genellikle ilk hecedeki) gösterilir. Örneğin “üçün” sözcüğü “
nçü” biçiminde yazılmaktadır. Burada ilk hecedeki “ü” ünlüsünü karşılayan “ü” harfi, ikinci hecede de olmasına rağmen yazıda gösterilmemiştir. Aynı şekilde “Tigin” adının “” biçimindeki yazımında da hem ilk hecede hem de ikinci hecede “i” ünlüsü bulunmasına rağmen, “i” ünlüsünü karşılayan “” harfi yalnızca ilk hecede kullanılmıştır. Bu kuralın istisnaları bulunmakla birlikte, genel kullanım böyledir. “” (kılıntım) örneğinde de bu kullanım görülmektedir.

4.
İçinde hem ünsüz hem de ünlü sesi barındıran çift sesli “
“, ““, “K” ve “” harfleri kullanıldığı zaman, yanlarındaki ünlüler yazılmaz. Eğer yazılmışsa, burada uzun ünlü olduğunu düşünmek gerekir. “K (Türük) sözcüğünde “” harfi “ük” sesini karşıladığı için, yeniden “” harfini kullanmaya gerek kalmamıştır. “” (balık) örneğinde de bu kullanımı görebiliriz.

5.
İlk hecenin düz ünlüsünden sonra gelen yuvarlak ünlüler, genellikle gösterilir. ““ (altun) ve “” (kelürtüm) sözcüklerinde “a” ve “e” düz ünlülerinden sonra gelen “u” ve “ü” yuvarlak ünlülerinin gösterildiğini görebiliriz.


6.
İlk hecedeki yuvarlak ünlülerden sonra gelen düz ünlüler de genellikle gösterilir. “ıTıLGo“ (oglıtı) ve “” (süçig) sözcüklerinde, “o” ve “ü” yuvarlak ünlülerinden sonra gelen “ı” ve “ü” düz ünlülerinin yazıldığı görülmektedir.


7.
İlk hecedeki yuvarlak ünlüden sonra gelen yuvarlak ünlüler, genellikle gösterilmez. ““ (bodun) ve ““ (köngül) sözcüklerinde, ilk hecedeki “o” ve “ü” yuvarlak ünlülerinden sonra gelen “u” ve “ü” yuvarlak ünlülerinin yazılmadığı görülmektedir.


8.
İnce ünlülerle birlikte kullanılan “[s] harfinin, bazen “[ş] harfi yerine kullanıldığı görülmektedir. Bunun tam tersi olarak “[ş] harfinin, “[s] harfi yerine kullanıldığı da görülmektedir. ““ (İlteriş), ““ (yaşar) ve “” (kişi) sözcüklerinde “ş” sesinin “s” harfiyle karşılandığı görülmektedir.

9.
Bir sözcükte “ok, uk, ko, ku” sesini karşılayan “” harfi ile “[o, u] ünlüsü yanyana kullanılmışsa, bu kullanımın “uzun ünlüyü” gösterdiğini anlamak gerekir. “” (koondukta), “” (koop), “” (kuut) ve “” (kuutay) sözcüklerinde, ilk hecedeki ünlünün uzun olduğunu görebiliriz.

10.
Bir sözcük içindeki ikiz veya benzer ünsüzler, tek harfle gösterilebilir. Örneğin “” (balıkka) ve ““ (Yollug) sözcüklerinde ikiz ünsüzler, tek harfle gösterilmiştir.

11.
Göktürk yazısında sözcükleri veya sözcük gruplarını ayırmak için, bugünkü yazıda kullandığımız biçimde “boşluk” bırakmak yerine, “iki nokta” ( : ) kullanılmıştır. Her sözcükten veya sözcük grubundan sonra iki nokta konularak, yazının okunması kolaylaştırılmak istenmiştir. Bugün için bu, oldukça zahmetli ve gereksiz bir çabadır. Fakat o dönemde, sert yüzeyler üzerine kazınan sözcükleri ayırmada, iki nokta kullanılması anlamlıdır. Ayrıca yazıtlarda kullanılan iki nokta (:) imi (tamgası), Göktürk yazısındaki tek noktalama işaretidir. Bu noktalama işaretinin örnek kullanımı şöyledir:


: : : :
(Bilge Kagan bitigin Yollug Tigin bitidim.)
Alıntı ile Cevapla
  #25 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 01:57
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart

Alıntı ile Cevapla
  #26 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 01:58
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart

Göktürkçenin Biçim Özellikleri

YAPIM EKLERİ

İsimden İsim Yapma Ekleri
•“+çı”: Meslek ve uğraşma isimleri yapar. Bu ekin “c”li ve yuvarlak biçimleri yoktur: “yir+çi” (kılavuz), “yagı+çı” (savaşçı), “sıgıt+çı” (ağlayıcı)
•“+lXg”: Sahip olma bildirir: “baş+lıg” (başlı), “tiz+lig” (dizli), “at+lıg” (atlı), “ton+lug” (elbiseli)
•“+sXz”: Sahip olmama bildirir: “yol+suz”, “keçig+siz” (geçitsiz), “buŋ+suz” (kedersiz)
•“+GI”: Aitlik bildirir: “öŋre+ki” (öndeki), “buluŋda+kı” (köşedeki), “tagda+kı” (dağdaki)
•“(X)nç”: Sayılarda sıralama bildirir: “üç+ünç” (üçüncü), “tört+ünç” (dördüncü)
İsimden Fiil Yapma Ekleri
•“+lA-”: “baş+la-”, “sü+le-” (akın etmek) Bu ekin “n-, ş-, t-” fiilden fiil yapma ekleriyle genişletilmiş biçimleri de vardır: “söz+leş-”, “sü+let-”, “kan+lan-
•“+(A)d-”: Olma bildiren fiiller yapar: “kul+ad-” (kul olmak), “küŋ+ed-” (cariye olmak)
•“+Ik-”: “iç+ik-” (içeri girmek, tâbi olmak), “taş+ık-” (dışarı çıkmak, tutsaklıktan kurtulmak)
•“+sIrA-”: “+sızlaşmak” anlamında fiiller yapar: “il+sire-” (devletsizleşmek), “urug+sırat-
Fiilden İsim Yapma Ekleri
•“-(X)g”:bil-ig” (bilgi), “öl-üg” (ölü), “tir-ig” (diri), “biti-g” (yazı)
•“-(X)m”: “öl-üm”, “ked-im” (giyim), “bat-ım
•“-(X)ş”: “ük-üş” (çok), “teg-iş” (değme)
•“-(X)nç”: “öt-ünç” (rica), “bulga-nç” (karışıklık)
Fiilden Fiil Yapma Ekleri
•“-d-”: Pekiştirme işlevindedir. “ko-d-” (koymak), “ı-d-” (göndermek), “to-d-” (doymak)
•“-(X)l-”: Edilgen çatı ekidir: “ad(ı)r-rıl-” (ayrılmak), “tir-il-” (dirilmek)
•“-(X)n-”: Dönüşlü çatı ekidir: “kıl-ın-”, “tut-un-”, “kubra-n-” (toplanmak), “seb-in-” (sevinmek)
•“-(X)ş-”: İşteş çatı ekidir: “kab-ış-” (kavuşmak), “ögle-ş-” (danışmak)
•“-Ur-”: Ettirgen çatı ekidir; düz biçimleri yoktur: “öl-ür-” (öldürmek), “teg-tir-” (değdirmek)
•“-tUr-”: Ettirgen çatı ekidir; düz biçimleri yoktur: “ag-tur-” (yükseltmek)
•“-(X)t-”: Ettirgen çatı ekidir; ünlü ve r ile biten fiillerin dışında da kullanılabilir: “yorı-t-” (yürütmek), “süle-t-” (akın etmek), “yagu-t-” (yaklaştırmak)

İSİM ÇEKİM EKLERİ
Çokluk Ekleri: Göktürkçede düzenli çokluk eki yoktur. Türkçede belirlilik - belirsizlik kategorisi olmadığı için nesneler “belirli bir nesne” olarak adlandırılmamış; “nesnenin türü” adlandırılmıştır. Örneğin “ıgaç” (ağaç) denildiği zaman, belirli bir ağaç katedilmemiş; “ağaç türü” adlandırılmıştır. Bu nedenle dilin başlangıcında çokluk ekine gerek duyulmamıştır. Bunun yanında sadece insan belirten sözcüklerde kullanılan şu çokluk ekleri vardır:
•“+lAr”: “beg+ler”, “konçuy+lar” (hanım sultanlar), “ög+ler” (analar)
•“+An”: “og(u)l+an”, “er+en” (erler)
•“+(X)t”: “og(u)l+ıt” (oğullar), “tarkat” (tarkanlar), “yılpagu+t” (alpagular, yiğitler)
•“+gUn”: “ini+y+gün” (küçük kardeşler), “kelin+gün” (gelinler)

İyelik Ekleri: Göktürkçede iyelik ekleri bugünkü gibidir. Ses bakımından tek fark, ikinci şahıslardaki sesin diş değil, damak ŋ’si olmasıdır. Ayrıca çokluk eki olmadığı için, üçüncü çoğul şahıs iyelik eki yoktur:
•“+(X)m”: “öz+üm” (kendim), “kut+um” (talihim), “kaŋ+ım” (babam), “ög+üm” (annem)
•“+(X)ŋ”: “og(u)l+uŋ”, “kan+ıŋ” (hanın), “süŋük+üŋ” (kemiğin)
•“+(s)I”: “sab+ı” (sözü), “agı+sı” (hediyesi), “yagı+sı” (düşmanı)
•“+(X)mXz”: “kaŋ+ımız” (babamız), “eçi+miz” (amcamız), “il+imiz” (devletimiz)
•“+(X)ŋXz”: “oglan+ıŋız”, “taygun+uŋuz” (oğullarınız)

Hal Ekleri:
İlgi Hâli Eki:Ünsüzle biten sözcüklerden sonra “+Iŋ” biçimindedir: “ben+iŋ” (benim), “biz+iŋ” (bizim) Ünlüyle biten sözcüklerden sonra “+nIŋ” biçimindedir: “Bayırku+nıŋ”
Yükleme Hâli Eki: İyelik eki almamış isimlerden sonra “+(X)g” biçimindedir: “bodun+ug” (ulusu), “kişi+g” (kişiyi) İyelik eklerinden sonra “+(I)n” biçimindedir: “sabım+ın” (sözümü), “kanıŋ+ın” (hânını) İşaret ve şahıs zamirlerinden sonra “+nI” biçimindedir: “bu+nı”, “biz+ni
Yönelme Hâli Eki: Göktürkçede yönelme hâli eki “+kA” biçimindedir: “yazı+ka” (ovaya), “taluy+ka” (denize) Üçüncü şahıs iyelik ekinden sonra “+ŋa” biçimdedir: “yiri+ŋe”, “sabı+ŋa” Teklik 1. ve 2. şahıs iyelik eklerinden sonra çoğunlukla “+A” biçimindedir: “Türküm+e”, “ebiŋ+e
Bulunma - Çıkma Hâli Eki: Göktürkçede çıkma hâli için ayrı bir ek yoktur. “+DA” hem bulunma, hem çıkma hâlini karşılar: “teŋri+de” (gökte), “yir+de” (yerde), “yış+da” (ormandan)
Eşitlik Hâli Eki:+çA” biçimindedir: “gibi, göre, kadar” anlamlarını verir: “ot+ça” (ateş gibi)
Vasıta Hâli Eki: Göktürkçede vasıta hâli eki “+(X)n”dır. “ile, olarak” anlamlarını verir: “ok+un” (ok ile), “süŋüg+ün” (mızrak ile), “er+in” (erle), “sab+ın” (sözle)
Yön Hâli Eki:Göktürkçede iki yön eki vardır: Birincisi “-gArU” ekidir: “il-gerü” (ileriye, doğuya), “kurı-garu” (batıya), “yırı-garu” (kuzeye), “yir-gerü” (yere), “eb+gerü” (eve) İkincisi “+rA” ekidir: “iç+re” (içeri), “taş+ra” (dışarı), “öŋ+re” (öne doğru)
Soru Eki: Köktürkçede soru için iki edat kullanılır: Birincisi “mu” edatıdır: “bar mu?” (var mı?), “kagan mu?” İkincisi “gU” edatıdır: “bar gu?”, “begler gü?
FİİL ÇEKİM EKLERİ
Şahıs Ekleri: Göktürkçede iki türlü şahıs eki vardır:
1. Bilinen geçmiş zaman ve “-sIk” ekiyle yapılan gelecek zamanda kullanılan şahıs ekleri: -m”, “ŋ~-g”, “”, “-mXz”, “- ŋXz ~ -gXz”, “” Bu ekler iyelik eklerinden geldiği için, iyelik ekleriyle aynıdır.
2. Geniş ve gelecek zamanlarda kullanılan şahıs ekleri: “men”, “sen”, “Ø”, “biz”, “siz”, “Ø” Bunlar da şahıs zamirlerinden geldiği için, şahıs zamirleriyle aynıdır.

Kipler:
Bilinen Geçmiş Zaman: 1. ve 2. şahıslarda “-DX”; 3. şahısta “-DI” ekiyle kurulur. “l, n, r” ile biten fiil tabanlarından sonra ekin “-t”li, diğer durumlarda “-d”li biçimi kullanılır: “tidim” (dedim), “birtim” (verdim), “sakıntım” (düşündüm), “ötüntüm” (arz ettim), “içikdiŋ” (tâbi oldun)
Öğrenilen Geçmiş Zaman: “-mIş” ekiyle kurulan öğrenilen geçmiş zamanın bengü taşlarda sadece 3. şahsına rastlanır: “timiş”(demiş), “ögleşmiş” (danışmış), “sökürmiş” (çöktürmüş)
Geniş - Şimdiki Zaman: Göktürkçede geniş ve şimdiki zaman ayrılmamıştır. Bu kip sözün gelişine göre bazen geniş, bazen şimdiki zamanla Türkiye Türkçesine aktarılır. Olumlu geniş zaman eki “-Ar” ve “-Ur”; olumsuz geniş zaman eki “-mAz”dır. Olumlu geniş zaman eki yerine bazen “-Ir” eki de kullanılır. Ayrıca bu ekin ne zaman “-Ar” ne zaman “-Ur” olacağı da kesin bir kurala bağlı değildir: “birür men” (veririm, veriyorum), “kazganur men” (kazanırım, kazanıyorum), “bilir siz” (bilirsiniz, biliyorsunuz), “körür” (görür, görüyor), “korkur biz” (korkarız, korkuyoruz)
Gelecek Zaman: Göktürkçede gelecek zaman iki türlü kurulur. Birincisi “-DAçI” ekiyle kurulur: “ölteçi sen” (öleceksin), “olurtaçı sen” (oturacaksın) Olumsuz çekimde bu ek “-çI” biçimindedir: “yaramaçı” (yaramayacak) Diğer eke göre daha az kullanılan ikinci çekim “-sIk” ekiyle kurulur: “ölsikiŋ” (öleceksin)
Emir Kipi: Emir kipinde her şahıs ayrı bir ekle gösterilir. 1. Tekilde “-(A)yIn”; 2. tekilde “”; 3. tekilde “-zU(n)”; 1. çoğulda “-(A)lIm”; 2. çoğulda “-(X)ŋ”; 3. çoğulda “-zU(n)” eki kullanılır. Teklik 2. şahısta ek kullanılmaz; fiil tabanı doğrudan doğruya teklik 2. şahıs emri ifade eder: “tegeyin” (ulaşayım), “tıŋla” (dinle), “barzun” (gitsin), “kabışalım” (kavuşalım), “barıŋ” (gidin)

Birleşik Çekim:Köktürkçede birleşik çekimin hikâye ve rivayet şekilleri vardır. Hikâye, “er-” fiilinin bilinen geçmiş zamanıyla, rivayet “er-” fiilinin öğrenilen geçmiş zamanıyla yapılır. “Er-”, “i-”fiilinin Göktürkçedeki aslî biçimidir.
Hikâye: “bolmış erti” (olmuştu), “tegmiş erti” (değmişti), “kelürür ertim” (getirdim), “bayur ertimiz” (bağlıyorduk), “kaltaçı ertigiz” (kalacaktınız)
Rivayet: “yorıyur ermiş” (yürüyormuş), “yagutur ermiş” (yaklaştırırmış), “olurur ermiş” (oturuyormuş), “yorıtmaz ermiş” (yürütmezmiş)

SIFAT-FİİLLER
• “-mIş”: “kalmışı” (kalmış olanı), “konmış tiyin” (konmuş diye), “tutmış yir” (tuttuğu yer)
• “-dUk”: “barduk yir” (gidilmiş yer), “birtük üçün” (verdiği için), “yarlıkaduk” (buyurduğu)
• “-(X)gmA: “uduzugma (sevk eden), “keligme” (gelen), “körügme” (tâbi olan)
• “-(X)r ~ -Ar”: “körür köz” (gören göz), “bilir bilig” (bilen akıl)
• “-mAz”: “bilig bilmez kişi” (bilgi bilmez kişi), “körmez teg” (görmez gibi)
• “-sIk”: “udısıkım” (uyuyasım), “olursıkım” (oturasım), “tutsıkıŋın” (tutacağını)
• “-DaçI”: “kelteçimiz” (gelecek olanımız), “ölteçi bodun” (ölecek ulus)

ZARF-FİİLLER
• “-A”: “aşa” (aşarak), “keçe” (geçerek), “süre” (sürerek), “bintüre” (bindirerek)
• “-(y)U”: “yiyü” (yiyerek), “tutunu” (tutunarak), “yabulu” (yuvarlanarak), “ölü” (ölerek)
• “-(X)p”: “kodup” (koyup), “eşidip” (işitip), “olurup” (oturup), “sülep” (asker sevk edip)
• “-(X)pAn”: “olurupan” (oturup), “kelipen” (gelip), “sülepen” (asker sevk edip)
• “-mAtI(n)”: “udımatı” (uyumadan), “olurmatı” (oturmadan), “sakınmatı” (düşünmeden)
• “-yIn”: “bulmayın” (bulmayıp), “tiyin” (diye)
• “-sAr”: Göktürkçede şart kipi henüz oluşmamıştır. “-sAr” eki şahıslara bağlanmadan kullanılan bir zarf-fiil ekidir. “bir todsar” (bir doysan), “ol yirgerü barsar” (o yere varsan)
• “-gAlI”: “kılıngalı” (kılınalı), “olurgalı” (oturalı), “ölgeli” (ölmek için)
• “-DUkdA”: “kılıntukda” (kılındığında, yaratıldığı zaman), “olurtukda” (oturduğu zaman)

BİRLEŞİK FİİLLER
Köktürkçede birleşik fiiller, aşağıda sıralandığı şekilde iki yolla yapılır:
1.İsim + yardımcı fiil”: Geçişsiz fiiller için “bol-”; geçişli fiiller için “kıl-” yardımcı fiili kullanılır. “kul bol-” (kul olmak), “küŋ bol-” (cariye olmak), “baz kıl-” (tâbi kılmak)
2.Fiil + zarf fiil eki + tasvir fiili”:
-Fiil + -A~-I/-U + bir-”: Kesinlik bildirir. “Ver-” tasvir fiili Türkiye Türkçesinde tezlik bildirir. Göktürkçede tezlik değil, kesinlik bildirir: “Tuta birmiş” (tutmuştur), “alı birmiş” (almış)
- Fiil + -I/-U + u-”: Yeterlik bildirir: “kim artatı udaçı erti” (kim bozabilecek idi), “itini yaratunu umaduk yana içikmiş” (teşkilâtlanmadığı için tekrar tâbi olmuş)
-Fiil + -U + ıd-”: Oluşun, hareketin tamamlandığını bildirir: “ıçgınu ıdmış” (elden çıkarmış), “yitürü ıdmış” (kaybetmiş)
-Fiil + -A ~-U~(X)p + bar-”: Oluşun, hareketin tamamlandığını bildirir: “uça barmış” (uçup gitmiş, vefat etmiş), “yokadu barır ermiş” (yok olup gidermiş)

İSİM CÜMLESİ
Göktürkçede isim cümlesi iki şekilde kurulur. Birincisinde cümlenin sonuna doğrudan isim soylu bir sözcük getirilir: “Bilge Tonyukuk men.” (Ben Bilge Tonyukuk’um.) İkincisinde “er-” fiili kullanılır: “Tabgaç kagan yagımız erti.” (Çin milleti düşmanımız idi.)
Alıntı ile Cevapla
  #27 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 01:59
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart

Göktürk Yazısında Sayılar

Orhun Yazıtları’nda sayılar, yazı ile belirtilmiştir. Sözcük düzeyinde kalan bu sayıların, rakamla yazılışı kaynaklarda bulunmamaktadır.Göktürkçede ya rakam tamgaları bulunmamaktadır ya da yazılı kaynaklarda geçmediği için (güçlü olasılık) bilinmemektedir. Eski Türkçede sayılar, “bir, eki, üç, tört, biş, altı, yiti, sekiz, tokuz, on” diye telaffuz edilir. Yazıtlarda sayıların kullanıldığı bir bölüm, şöyledir:




Yukarıdaki örnek metinde, Eski Türkçede “yiti yigirmi” olarak okunan sayının, bugünkü Türkçede “on yediye” karşılık geldiğini görebiliriz. Göktürk yazısında sayıların yazımıyla ilgili kuralları, şöyle sıralayabiliriz:

1- Herhangi bir onluk sayıdan (10, 30, 50 gibi) “önce”, herhangi bir birlik sayı (1, 4, 6 gibi) gelirse; onluk sayıdan bir tane düşürülür ve onluktan önce gelen sayı ona eklenir. Örneğin “biş otuz” sayısında, “biş” birlik sayısı “otuz” onluk sayısından önce geldiği için, “otuz” onluğundan bir tane düşürüp, elde edilen “yirmi” sayısının üzerine “beş” birliğini ekliyoruz. Böylece “biş otuz” sayısını, “yirmi beş” biçiminde günümüz sayı sistemine aktarıyoruz.

2- Herhangi bir onluk sayıdan “sonra”, “artukı” (bugünkü artı gibi) bağlacını takip eden bir birlik sayı gelirse; onluk sayının üzerine birlik sayı doğrudan eklenir. Örneğin “yigirmi artukı yiti” sayısını, “yirmi yedi” biçiminde günümüz sayı sistemine aktarabiliriz.

3- Göktürk yazısındaki yüzlük ve binlik sayılar, günümüzdeki gibidir. “Biş yüz” sayısı, bugünkü “beş yüz” sayısıyla aynıdır. Aynı şekilde “üç bin” sayısı da günümüzdeki gibidir.

Şimdi öğrenmeyi pekiştirmek için birkaç örnek verelim:
bir toksan [81]; otuz artukı eki [32]; altı yüz artukı tört kırk [634]; üç bin yiti yüz artukı biş yigirmi [3715]; tört yüz artukı sekiz elli [448]
Alıntı ile Cevapla
  #28 (permalink)  
Alt 17. January 2010, 02:02
Tibaren
Guest
 
İletiler: n/a
Standart

Göktürk yazısı ile ilgili örnek metinler

Göktürk yazısında harfler, sayılar ve yazım kuralları ile ilgili öğrendiklerimizi pekiştirmek amacıyla, aşağıdaki Orhun Yazıtları’ndan birkaç örnek metin üzerinde alıştırma yapmanız yararlı olacaktır. Metinler hem Orkun alfabesiyle hem de Latin alfabesiyle verilmiş, günümüz Türkçesine aktarımı da en altta gösterilmiştir.


Alıntı ile Cevapla
  #29 (permalink)  
Alt 6. February 2010, 01:16
Turania - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yönetici / Teknik Sorumlu
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Bulunduğu yer: Büyük Turan Birliği
İletiler: 3.683
Turania - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Göktürkçenin Söz Varlığı

Türkçenin bilinen ilk yazılı kaynakları olan Orhun Yazıtları, Türk dilinin yaşını belirlemede hareket noktamızı oluşturan önemli belgelerdir. Yazıtlarda kullanılan dil, Türkçenin bengü taşlardan çok daha önce bir yazı diline sahip olduğunu göstermektedir. Çünkü abidelerdeki yazı dili, düzenli bir yapıya ve ciddi bir söz varlığına sahiptir. Orhun Yazıtları içinde önemli kabul edilen üç büyük bengü taş olan Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtlarında geçen sözcük sayısı 6.000′e yakın olmakla birlikte; farklı sözcüklerin sayısı 840′tır. Bu 840 farklı sözcüğün 147 tanesi yer, kavim, kişi ve at isimleridir. Bu özel adları da çıkarırsak, üç büyük yazıtta tekrarlanmayan sözcük sayısının 693 olduğunu söyleyebiliriz.
Göktürk Yazıtları, çok sınırlı konular hakkında bize bilgi vermektedir. Yazıtlarda genellikle askerlikle ilgili olayların anlatılması, sınırlı bir söz varlığının kullanılmasını zorunlu kılmıştır. Bunun için yazıtlarda belirlediğimiz yaklaşık 700 kelimelik bir söz varlığı, kuşkusuz ki o dönemki Göktürkçenin bütün söz varlığını göstermemektedir. Çünkü Morris Swadesh adlı dil bilimcinin, insan dillerinin en temel sözcükleri olarak belirlediği 100 sözcüğün 36 tanesi bile, Göktürkçede bulunduğu hâlde yazıtlarda geçmemektedir.
Morris Swadesh’in 100 temel kelime listesindeki “ben, ayak, kan, saç, bulut, taş, ateş, büyük, iyi, otur-, uyu-, öldür-” gibi 64 sözcük, Orhun Yazıtları’nda geçmektedir. “Göz, kulak, dil ve boğaz” için sözcüklere sahip olan bir dilin, “burun, ağız, diş ve tırnak” için hiçbir sözcüğe sahip olmayabileceğini düşünmek, elbette yanlıştır. Bu sözcükler Türk dilinin söz varlığı içinde bulunduğu hâlde, yazıtlarda anlatılan olaylarda gerek duyulmadığı için kullanılmamıştır.

Yazıtlardaki söz varlığı ögelerini, şu başlıklar altında açıklayabiliriz:
1. Soyut Kavramlardaki Zenginlik: Yazıtlarda Göktürkler çağındaki Türk yaşantısını betimleyen somut kavramların yanında, Türk ulusunun sevincini ve sıkıntılarını yansıtan soyut kavramların kullanıldığını da görebiliriz. Örneğin karışıklık ve kargaşa durumunu anlatmak için, yazıtlarda “bulgak”, “bulganç”ve “kamşag” sözcükleri kullanılmıştır. “Beñgü” (ebedi), “ölgeli” (ölümlü, fani) ve “erdem” (fazilet) gibi sözcükler de, yazıtlarda kullanılan soyut kavramlara örnektir.
2. Eş anlamlılık: Bir dilin yabancı dillerden etkilenmeyen söz varlığı içinde, bütünüyle aynı anlama gelen birden fazla sözcüğün bulunamayacağı, dil biliminde benimsenen bir ilkedir. Bugün “göndermek” ve “yollamak” gibi bütünüyle eşanlamlı gibi görünen sözcüklerin Eski Türkçedeki kullanımlarına baktığımızda, bu iki sözcüğün aslında ayrı anlamları karşıladığını görürüz. Bugün eş anlamlı olarak kullanılan bu sözcüklerin anlamları, zaman içinde birbirine yakınlaştığı için bugün bütünüyle eş anlamlı olarak görülmektedir. Yazıtlarda “eksiksiz, tümüyle” anlamına gelen “tüketi” ve “kalısız” sözcükleri ile “sevinmek” kavramını karşılayan “ögirmek” ve “sebinmek” sözcükleri kullanılmıştır. Bu durum, bu sözcüklerin bengü taşların yazıldığı tarihten çok daha önceki bir dönemde ayrı anlamları içeriyorken, Orhun Yazıtları’nın yazıldığı döneme gelinceye kadar anlamlarının yakınlaştığını düşündürmektedir.
3. Çok Anlamlılık: Herhangi bir dilde, bir sözcüğün birden çok anlamı karşılayabilmesi için, uzun süre içinde değişik konulardaki yazılar ile bilim ve sanat yapıtlarında yer alması ve böylece işlenmesi gerekmektedir. Yazıtlarda geçen “agı” sözcüğü, temelde “ipekli kumaş” anlamına gelmektedir. Fakat zaman içinde bu sözcük, “hediye, mal, hazine” anlamlarını da yüklenmiştir. “göñül”, “sab” ve “kiçig” gibi sözcüklerde de, çok anlamlılık göze çarpmaktadır.
4. İleri Ögeler: Bu kavram, bilinen en eski yazılı metinlerimizde, bir sözcüğün belirgin hâldeki kökü tek başına geçmediği hâlde, bu kökten türemiş olduğu kabul edilen sözcükleri karşılamak için kullanılmaktadır. Örneğin yazıtlarda “kabul etmek, uygun görmek” anlamında kullanılan “taplamak” sözcüğünün kökü olarak kabul edebileceğimiz “tap” sözcüğü, ancak yazıtlardan daha sonraki yazılı metinlerde “istek, rıza, güç” gibi anlamlarla karşımıza çıkmaktadır.
5. İkilemeler: Yazıtlarda anlatımı güçlü ve etkili kılarak güzelleştirmek için eş, yakın ya da karşıt anlamlı ikilemeler sıkça kullanılmıştır. “Açsık tosık” (açlık tokluk), “arkış tirkiş” (kervan kafile), “eb bark” (ev bark), “iş küç” (iş güç), “için taşın” (içini dışını) ve “tünli künli” (geceli gündüzlü), yazıtlardaki söz varlığının ikilemeler açısından ne kadar zengin olduğunu göstermektedir.
6. Deyimler: Orhun Yazıtları’nın dili, deyimler açısından da oldukça zengindir. “Adak kamşat-” (gerçek anlamda ayağı burkmak, mecaz anlamda şaşırtıp yanlış hareket etmek), “atı küsi yok bol-” (adı sanı yok olmak), “ot sub kıl-” (ateş ile su gibi birbirine düşman etmek) ve “uça bar-” (uçup gitmek, ölmek) gibi deyimler, yazıtlardaki anlatımı güçlü ve etkili kılmak için kullanılmıştır.
7. Atasözleri: Orhun Yazıtları‘nda Bilge Kağan, Türk ulusuna atasözü niteliğindeki şu cümleyle seslenmektedir: “Türük bodun tokurkak sen; açsık tosık ömez sen, bir todsar açsık ömez sen.” (Ey Türk milleti, sen çok tok gözlüsün; açlık tokluk düşünmezsin, bir doyarsan bir daha açlığı düşünmezsin.) Bu ifade, Türk ulusunun yaşam anlayışı üzerinde yapılmış bir çözümleme olduğu gibi, aynı zamanda buduna karşı yapılmış bir uyarıdır. Türk ulusunun ezeli düşmanları olan Çinlilere karşı Türk budununun nasıl bir tutum içerisinde olması gerektiği de yine atasözü niteliğindeki cümlelerle ifade edilmiştir.
8. Edebi Sanatlar: Orhun Yazıtları’nda kullanılan dil incelendiğinde, “hitabet” sanatının baskın biçimde kendisini hissettirdiği görülmektedir. Bilge Kağan’ın Kül Tigin Yazıtı’nda; “Ey TÜRK Ulusu! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir?” ifadesiyle seslenişi, anlam boyutunda estetik ve ahengin gelişmiş olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra yazıtlarda “benzetme” sanatı; “Kangım kagan süsi böri teg ermiş, yagısı kony teg ermiş.” (Babam hakanın askerleri kurt gibi, düşmanları da koyun gibiymiş.); “Türgiş kaġan süsi Bolçuda otça borça kelti.” (Türgiş kağanının ordusu Bolçu’dan ateş gibi, bora gibi üzerimize geldi.) cümlelerinde görüldüğü üzere sıkça kullanılmıştır.
9. Koşutluk: Orhun Yazıtları’nda kullanılan dilin tipik bir özelliği olan koşutluk, eşit ögeli birimlerden oluşan cümle parçalarını ifade etmektedir. “Üze kök Tengri, asra yagız yer” veya “Çıgany bodunug bay kıltım, az bodunug üküş kıltım.” gibi ifadelerde görüldüğü üzere, eşit ögeli birimlerle koşutluk sağlanarak anlatım güçlü ve etkili kılınmıştır.
Yukarıda sıralanan maddeler altında verilen bilgiler, yazıtlar döneminde Türkçenin gelişmiş bir “yazı” ve “yazın” diline sahip olduğunu göstermeye yeterlidir. Bunun için Türk dilinin yalnızca “konuşma dili” olarak kullanıldığı dönemi, yazıtlardan en aşağı 2000 yıl öncesinde düşünmek gerekmektedir.
Yavuz TANYERİ
__________________
Delinse yer; çökse gök; yansa, kül olsa dört yan
Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan.
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan;
Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz!...


Bu Türkü hala göklerde çınlıyor.
Kürşad ve kırk arkadaşı, aylı kızıl bayrağı bekliyerek hala ufukları gözlüyor...


"Nihâl Atsız, büyük bilgin ve tarihçi olarak takdir zımmında ne aldı?Nobel mükafatı mı? Şeref doktora payesi mi? Veya fahri üniversite profesörlüğü mü veya bununla ilgili ödemeler mi? Hayır! Kendisine hapishanenin loş hücresi layık görüldü!"

Profesör İmre von Tahnt (Macar Kraliyet Askeri Akademisi Sabık Ord. Profesörü)



"Niye kaçıyoruz? Çok diye niye korkuyoruz? Azız diye niye kendimizi hor görelim? 'Hücum edelim' dedim. Hücum ettik...Savaştık. Bizdeni iki ucu,
yarısı kadar fazla idi. Tanrı lûtfettiği için, çok diye korkmadık, savaştık. Tarduş şadına kadar kovalayıp dağıttık."
(Bilge Tonyukuk - 2. Taş, Batı Yüzü - 3-4-5-6)
Alıntı ile Cevapla
  #30 (permalink)  
Alt 17. March 2010, 18:44
Börü Kam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Otağ Üyesi / Forum Member
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
İletiler: 1.124
Standart

__________________
İTİN SAHİBİ VARSA; BOZKURT'UN DA TANRISI VAR!
TÜRK IRKI SAĞOLSUN..!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
göktürk , göktürkçe , göktürkçenin , hakkında , klavuzu , kılavuzu , orhun , orkun , söz , tamgaları , tipi , türk , varlığı , yazisi , yazı , yazısı , Öğrenme


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
vBSEO 3.0.1 Cebe Noyan
Turania.Net & Com